Mesudiye Zırhlısı

1874 senesinde İngiltere’de tersanelerinde inşa edilmiş ve 1901 yılında da İtalya’nın Ansaldo tersanesinde tamir ve tadilat görmüş olan ve Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin ülkemizde duyulduğu günlerde 40 yaşında olan yaşlı kurt, Çanakkale Boğazı’nın savunulması amacıyla oluşturulmuş olan mayın hatlarını korumak maksadıyla, Sarısığlar mevkiinde demirlemiş ve sabit batarya haline getirilmişti. Bu son vazifesine kadar oldukça önemli görevler yapmış olan Mesudiye’nin iştirak ettiği önemli deniz muharebeleri sırasıyla, Osmanlı – Rus Savaşı (Mart 1877), Osmanlı – Yunan Savaşı (Mart 1897), Balkan Savaşı (16 Ekim 1912)’dır. 1877 yılında henuz 3 yaşında yeni bir savaş gemisi iken Osmanlı – Rus Savaşı’na amiral gemisi olarak katılmıştır.

Kendisine verilen son vazife adeta bir ölüm fermanıydı. Zira, savaş gemilerine deniz savaşlarında üstünlük sağlayan en önemli özellikleri seyir halindeyken ateş edebilmeleri ve yerlerini sürekli değiştirerek, isabet alma olasılığını en düşük seviyeye indirmeleridir. Oysa, Mesudiye’nin Sarısığlar’a demirlemesi o güne değin uygulanan denizcilik teammülleri ile tamamen ters düşmesine ve gerek gemi komutanının gerekse bazı deniz subaylarının ısrarlı tavırlarına ve mektuplarına rağmen o günlerde Osmanlı ordusunda ve donanmasında ağırlığı olan Alman subaylarının etkisini kırmak mümkün olmamış ve gemi son vazifesini ifa etmek üzere bölgeye demirlemişti.

Mesudiye, bu görevi esnasında en önemli silahı olan, iki adet 24 cm.lik toplarından mahrumdu. Bu topların zıvanaları zamanla aşınmış ve yeniden açılmak üzere 26 Haziran 1913 tarihinde Reşit Paşa vapuru ile İngiltere’ye gönderilmiş ve savaşın başlamasıyla toplar geri yollanmamış ve İngiltere’de alı konulmuştur. Bu topların yokluğunu gizlemek maksadıyla tahta namlular yapılarak, top namlularının yerlerine yerleştirildiği çeşitli eserlerde dile getirilmiştir.

Savaşın sıcaklığının hissedildiği günlerde, ilan edilmiş olan seferberlik nedeniyle gemiye mürettebat temin edebilmek amacıyla, eskiden gemilerde hizmet etmiş ne kadar efrat varsa, bunlar gemiye gönderilmiş ve böylece mürettebat adedi 615 i bulmuştu. 59 kadar da subay vardı.

O günlerde, İngiliz ve Fransız denizaltılarının boğazda oluşturulmuş mayın hatlarını geçerek Marmara Denizi’nde ve İstanbul önlerinde kendilerini göstermeleri, Osmanlı Hükümeti’ni savaş dışı bırakacağı düşünülüyor ve bu hususta çeşitli teşebbüsler yapılıyordu. Bu denizaltı harekatının asıl amaçlarından biri de, Alman Hükümeti tarafından bir oldu bitti sonrasında Çanakkale Boğazı’ndan içeri sokulan ve daha sonrada Osmanlı Hükümeti’nin satın aldığını açıkladığı Goben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) gemilerini batırmaktı. Zira, bu gemilerden Yavuz, Karadeniz’deki mevcut dengeyi Rus Çarlığı aleyhine ve Osmanlı Devleti lehine değiştirmişti. Öte yandan, itilaf devletlerinin Çanakkale Boğazı etrafında yürüttükleri abluka esnasında, söz konusu geminin aşırtma atışlarına maruz kalma tehlikesi ile karşı karşıyaydılar.

Bu görev, Fransız ve İngiliz denizaltı kumandanları arasında rekabet hissi başlattı. Bataryalarının yeni olması nedeniyle bu görev, N. Holbrook komutasındaki B-11 İngiliz denizaltısına verildi.

13 Aralık 1914 günü,denizaltı avını arayan bir avcı heycanıyla boğaza girdi, mayın hatlarından geçerek saat 12 de yenilecek yemek için mürettebatı toplu olarak geminin alt kısmında bulunan Mesudiye’yi, saat 11:58 de yaklaşık 800 metre mesafeden torpilledi. Bu isabetle yemek salonunda bulunan makina subayları parça parça oldular. Denizaltının attığı torpido ve sonrasında gözcüler tarafından görülen periskopu topbaşı borusunu çaldırmış ve Mesudiye’nin topları olanca şiddetile düşman denizaltısının göründüğü noktaya doğru ateş etmeye başlamıştı. Alınan yaralar nedeniyle top atışları gittikçe zorlaşıyor fakat son dakikaya kadar kahramanca devam ediyordu. Geminin makine dairesinde ise tam bir can pazarı yaşanıyordu. Burada sağ kalan subaylarla bir kaç erin yukarıya çıkma çabaları, geminin yan yatması ile oluşan meyilden dolayı işlevini kaybetmiş ve sıkışmış kapılar bu çabaları sonuçsuz bırakıyordu.

Bu arada düşman denizaltısı ikinci torpilini de atarak gemiyi iki bacası arasından bir kez daha vuruyordu. Bu isabetten sonra gemi sulara gömülüyor ve kurtulan mürettebat da soğuk sulara düşüyordu. Kurtulan personel filikalar ile kıyıya çıktı.

Bu sırada düşman attığı torpidonun hangi gemiye karşı olduğunu bilmiyordu. Ancak büyük bir harp gemisi olduğunu görmüştü. Denizaltının boğazı da terk etmesi oldukça zor olmuştur. Geminin pusulasında oluşan arıza nedeniyle, gemi periskop vasıtasıyla seyire devam etmiş ve bir kaç kere dibi bulmasına rağmen öğleden sonra boğazı terk etmiştir. Daha sonra üssüne döndüğünde batırdığı geminin Mesudiye olduğunu öğrenmiş ve İngiliz Bahriye Nezareti, gemi mürettebatını takdir ederek, rütbelerine göre çeşitli madalyalarla taltif etmiştir. Denizaltı komutanı N. Holbrook’a verilen Victoria Cross nişanı, İngiltere’nin en büyük kahramanlık nişanı olup, o tarihe kadar hiç bir denizaltı subayına verilmemişti.

Mesudiye’nin batması sonrasında yapılan incelemede makina subaylarının bulunduğu salonun su üstünde kaldığı görülmüş ve içeride canlı mürettebat kaldı ise gemi saçlarının delinerek kurtulabileceği ümidi uyanmıştır. Bir demir parçasına vurularak verilen işaret, içeriden de aynı şekilde yanıtlanmıştır. Hemen telgrafla İstanbul’dan kurtarma aletleri istendi. Bu sırada meydanda kalan bir top lumbarından bir makina subayı içeri girdi. Bir yerde kapalı bir halde kalan makina yüzbaşısı Ziya beyin “kurtarın” diye seslendiğini duyuldu. Kapının ani olarak açılması dolayısıyla Yüzbaşı Ziya bey ruhunu teslim etti. Başka bir noktada, üç makina subayının çekiç darbelerine karşılık vermesi, İstanbul’dan beklenen aletlerin gelmesi beklenmeksizin işe koyulmayı gerekli kıldı. İptidai yöntemlerle kurtarma çalışması oldukça yavaş ilerliyordu. Ertesi sabah, İstanbuldan gelen ekipmanla dış teknede bir delik açıldı ama çarkçı Yüzbaşı Ziya beyden elde edilen tecrübe ile iç teknede delik açılmadı. İç teknede el keskisi ile küçük bir delik açılarak buradan ince bir lastik boru ile önce konyak, on dakika sonra da süt verildi. İçeriden “bizleri kurtarın” diye yükselen çığlıklar kurtarma çalışmasına katılanların yüreklerini parçalarken, çalışmalarını mümkün olan en hızlı şekilde yapmaları konusunda cesaretlendiriyordu. Gayretli çalışmalar sonrasında delik büyütülerek Mülazim Ahmet, Mülazim Mustafa ve başka bir mülazım daha kurtarıldı. 32 saat sonra havasızlıktan ve yorgunluktan bitap düşen subaylar hastahaneye kaldırıldılar.

Mesudiye battıktan sonra sökülen toplar, geminin adının verildiği bataryaya monte edilmiş ve 18 mart 1915 boğaz muharebesinde büyük başarılar elde etmiştir. Özellikle, Bouvet Fransız muharebe gemisinde büyük hasara yol açmıştır.

Reklamlar

, ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: